İkinci Dalga Sırasında Çin’de Vaka Sayısı Neden Çok Az?

Udemy WW

Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte Dünya’da ikinci dalga paniği olsa da Çin’de vaka sayısı hala bir elin parmaklarını geçmeyecek düzeylerde seyrediyor.

Sizce neden?

Bu soruyu “Neden olacak? Vaka sayısını açıklamıyorlardır da ondan.” diye cevaplayacak; ama aslında Çin’de bu konuda neler yapıldığını hiç bilmeyen o kadar çok kişi var ki…

Komplo Teorileri

Virüsün pandemiye henüz dönüşmediği, sadece Çin’in virüsle tek başına başetmeye çalıştığı ve Çin’de olanları Dünya’da birçok kişinin çekirdek çitlederek seyrettiği 1-2 aylık dönemde Çin’de bir bocalama dönemi olduğu doğru. Vaka sayısı kısa sürede o kadar çok arttı ki maskeler yetişmez oldu. Bu süre zarfında açıklanan vaka sayısı büyük ihtimalle asıl olandan çok daha düşük düzeydeydi.

Ama…

Bugün açıklanan sayılar bence doğruyu yansıtıyor. Bunun büyük çoğunluğun virüs öncesi gibi rahat rahat yaşantısına devam ediyor olmasına dayanarak söylüyorum. Çin’de yaşayan bir tanıdığınız varsa onunla görüşüp hayatın nasıl gittiğini sorabilirsiniz isterseniz.

Sosyal medyada pandemi ile ilgili yüzlerce komplo teorisi var. Virüsün ilk çıktığı aylarda “Amerika biyolojik saldırı yapmış, Çin yaşlı sayısını azaltmak için virüs üretmiş.” gibi garip garip şeyler söyleyenler, Çin’de virüs durdurulunca “virüsü Çin üretmiş” demeye başladılar. “Baksana! Çin’de sadece üç-beş eyalette vaka görülmüş” diyenler var ki evlere şenlik. Çin’de açıklanan resmi verilere göre bile Çin’de her eyalette pozitif vaka var.

Bana sorarsanız komplo teorileriyle vakit geçirmek yerine virüsün durdurulması için ne yapıldığına kafa yormak daha doğru.

Vaka Sayısı Nasıl Azaldı?

Çin’de vakaların bir elin parmaklarından az düzeye inmesinin nedeni sadece ve sadece virüsün yayılmasının önüne geçilmiş olması.

Dünya’da herkesin eve kapandığı 1-2 aylık dönem var ya. İşte o dönem Çin’de aklınıza gelebileceğinden çok daha sert tedbirlerle geçti. Vaka çıksın çıkmasın haritada yer alan her yerleşim yeri, her site karantinaya alındı. Virüsün etkisinin daha yoğun hissedildiği yerlerde site içinde yürümeye dahi kısıtlama getirildi.

Seyahat kısıtlaması ilk başlarda köylere bile gitmeyi engelleyecek düzeydeydi. (500metre içinde üç defa durdurulan ve her seferinde ateşi ölçülen arkadaşım var.) Sonrasında sadece başka şehirlere gidenler karantinaya alınmaya başladı. Ardından bu da çok gevşetildi. Şu sıralar sadece yüksek riskli bölgelerden başka şehirlere gidenlere virüs testi yapılıyor. Şüpheli olanlar karantinaya alınıyor; olmayanlar ise testin negatif çıkmasının ardından günlük yaşamına devam ediyor.

Agoda WW

Seyahat dedim de aklıma geldi!

Dünya’daki ülkelerin çoğu kapılarını aylar öncesinden yabancılara açmışken Çin’de oturma izni olmayan hiçbir yabancının hala daha ülkeye sokulmadığını biliyor muydunuz? Yurt dışından Çin’e dönen Çinliler de Çin’e ayak basar basmaz sorgusuz sualsiz karantinaya alınmaya devam ediliyor. 14 günlük karantina süresi boyunca en az üç kez korona testine tabi tutuluyorlar ve karantina süresinde para harcanacak herşeyin ücretini ceplerinden ödüyorlar. (Şu an Çin’de görülen vakaların çoğunu yurt dışından gelip, otelde karantinada iken pozitif çıkan kişiler oluşturuyor.)

Virüsün en büyük belirtilerinden birinin ateşlenme olması nedeniyle ilk olarak ülke genelinde ateş düşürücü ilaçların satışı yasaklandı. Ateşi olan herkes hastanelerin “ateşli hasta” bölümüne yönlendirildi. (Şu sıralar vaka sayısı çok azalmış olmasına rağmen hastanelerde ateşli hasta bölümleri hala açık. Ateş düşürücü ilaçlar satılıyor; ama ateşi düşmeyenler sadece bu bölümlerde tedavi ediliyor) Şüpheli görülen hastalara hemen test yapılıyor ve hastalar karantinaya alınıyor.

Yeşil kod uygulamasına önceki birkaç yazımda deyinmiştim. Her şehrin kendine ait yeşil kodu bulunuyor ve yeşil kodu olanlar diledikleri yerlere rahatlıkla girebiliyorlar.

En azından birkaç ay önce durum böyledi.

Şimdi artık devlet daireleri ve toplu taşıma araçları haricindeki çoğu yerde yeşil kod aranmıyor.

Sizce neden?

Çünkü virüs tehlikesi geçti de ondan.

Maske konusunda neler yapıldığını tahmin ediyorsunuzdur. Virüsün ilk ortaya çıktığı dönemlerden bu yana maske konusuna Çinliler çok ciddi hassasiyet gösterdiler. Maskeleri aylarca hiç çıkarmadılar. Çıkarmak isteyen azınlığın da zorla maske takması sağlandı. Şu an Şangay ve Pekin gibi dev şehirlerin haricinde kalan şehirlerde maske takma oranı %1 düzeylerine indi. (Şehir merkezlerinde maske takılmaya devam eden yerlerin başında toplu taşıma araçları, tren istasyonları ve havaalanları geliyor.) Büyük şehirlerde maske takma oranının daha büyük olmasının nedeni sadece tedbir. Yoksa herkes Çin’de tehlikenin büyük ölçüde geçtiğinin farkında.

Çin’de yeni vaka çıkınca ne yapılıyor?

Tedbirler artık çok düşük seviyelere indirildiyse de bir vaka dahi çıkması durumunda alarm durumuna geçiliyor. Çıkan vaka ile temasta bulunabilmiş olan kişiler telefon sinyalleri ile tespit ediliyor ve onlara test yapılıyor. Eğer vaka sayısı 20-30’a ulaşırsa birkaç milyonluk şehirler aniden giriş çıkışlara kapatılıyor ve şehirdeki herkese birkaç gün içinde test yapılıyor. Pekin, Urumqi, Dalian ve son olarak Qingdao şehirlerinde bunun örnekleri var.

Çin, birçok ülkenin yaptığı gibi vatandaşlarına ekonomik yardım yapma yöntemini seçmedi; ama seferberlik dönemiymiş gibi ciddi bedeller ödeyerek virüsle topyekün savaşmayı tercih etti. Savaşı kazanmış olacak ki herkes aylar öncesinden işinin başına döndü. Okullarda ne sosyal mesafeye gerek kaldı, ne de maskeye. Seyahat kısıtlamaları da tamamen kaldırıldı. Bu nedenle de Ekim ayının başındaki yedi günlük tatilde Çin genelinde yüz milyonlarca kişinin başka şehirlere gitmesine izin verildi.

Bana sorarsanız komplo teorileriyle zaman kaybetmek yerine en iyisi Çin’in virüsü durdurmak için ne derece çaba gösterdiğine bakmak. Virüs durdurulunca ne ikinci dalga kalıyor ne de korkusu.

Yorum bırakın

Yorum yaparak veya soru sorarak herkesın yeni bilgiler öğrenmesine yardımcı olun.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir