Dulavratotu ve Cırt Cırt

Posted by

Bazı buluşlar tesadüfen bulunmuş, sonradan geliştirilmiştir. Ne var ki, tesadüfen bulunduğunu sandığımız icatların bir alt yapısı mutlaka vardır. Yüzlerce insanın gözlemlediği olayları, birisi bir icat olarak değerlendirebilir. En azından düşünsel bir alt yapı olmadan olmaz.

Archimet’in “Buldum, buldum!” diye heyecanla bağırması, kendini sevinçten dışarı atması, suyun kaldırma kuvveti ile ilgili bildiklerinin ortaya çıkmasıydı. Bu konuda O zaten çalışıyordu.

Aynı şekilde Newton’un yerçekimini bir elma sayesinde bulması O’nun bilimsel kişiliğinin son noktası oldu. Ondan önce de herkes elmanın yere düştüğü gördü; ama kimse yerçekimini farkedemedi.

Bilim adamları Dünya’ya farklı gözlerle bakıyor, Dünya’yı farklı bakış açısıyla değerlendiriyorlar. İşte tam bu nokta onları daimi bir çalışmaya sevk ediyor.

Dulavratotu adını belki de hiç duymamışsınızdır. Bitkiyi de tanımıyor olabilirsiniz; ama şimdi tanıyacaksınız.

Dulavrat otu-bing.com

Bir Ottan Buluşa Giden Yol

George de Mestral İsviçreli bir elektrik mühendisi. Dağcılığı çok seviyor, iyi bir dağcı. Köpeğiyle dağlarda dolaşırken çoraplarında ve köpeğin tüylerinin üzerinde bazı bitkiler görüyor. Silkeliyor; ama otları düşüremiyor. Ne yaparsa yapsın otları çorabından da, köpeğin tüylerinden de sökemiyor. Başkası olsa, o otlardan bir şekilde kurtulur ve üstünde durmazdı. Ama bilim adamı bakışı farklı gelişiyor.

Yapışkan otları mikroskop altında inceliyor. Otların ucundaki minik kancalar dikkatini çekiyor. İşte bu kancalar otların tutunmasını sağlıyor. Üzerinde düşünüyor. Bundan yararlanması gerektiğine inanıyor.

Ülkemizde “pıtrak” adıyla bilinen, tazeyken mor çiçekler açan dulavratotu O’na ilham veriyor.

Çalışmalara başlıyor. İki yüzeyli bant için denemeler yapıyor. Bir yüzeyi sert, minik kancalar şeklinde, diğer yüzeyleri ise bu kancaların takılacağı yumuşak halkalar şeklinde hazırlıyor.

Uzun çalışma ve denemeden sonra başarıya ulaşan Mestral, ürününe “Velcro” adını veriyor. velvet(kadife) kelimesinin vel harfleriyle crochet(kanca) kelimesinin cro harflerini birleştiriyor.

Dulavratoundan esinlenerek üretilen cırt-cırtlar iki ana bileşenden oluşuyor. İlk bileşen küçük kancalardan, ikinci bileşen de küçük ve kıllı parçalardan oluşur. İki bileşen temas ettirildiğinde kancalar halkaları yakalar ve geçici olarak bağlanır. İki yüzeyi ayırmaya çalışınca da “cırt-cırt” diye ses çıkarır. Biz de bu nedenle günlük hayatımızın her yerinde kullandığımız bu yapışkan bantlara “cırt-cırt” diyoruz.

Dulavratotu, yani pıtrak, bir buluşa esin kaynağı olabileceğini bilemezdi elbet.

Mestral, 1948 yılında icat ettiği buluşuna ancak 1955 yılında patent alabilmiştir. Önceleri pamuktan üretmiştir.Gel gör ki, pamuk zayıf bir malzemeydi. Çabuk parçalanıyor, pratik olmuyordu. Daha sonra naylona ve polyestere geçince kullanışlı oldu ve çabuk yayıldı.

Buluşunu gösterdiği işadamları, bu basit buluşa soğuk yaklaştılar. Fermuar ve ayakkabı bağcığı daha önce bulunmuştu ve kullanılıyordu. Cırt-cırta ihtiyaçları yoktu. Ürününü Amerika’ya götürdü; ama orada da benzer tepkilerle karşılaştı. Gayretinden ve ümidinden birşey kaybetmeye Mestral, gelişmekte olan havacılık endüstrisine yöneldi. Astronotların uzay giysilerini daha kolay giyip çıkarmalarını sağlamak amacıyla velcroyu kullanmasını sağladı. (bkz.Çinli İş Adamlarının Zenginlik Sırası ve Biyografiler)

1960’ların ortasında Mestral’in velcro fabrikası 60 binin üzerinde velcro üretir hale geldi. 1978’e kadar da tek el olarak üretti.

Dünya’nın gördüğü en kullanışlı buluşlardan olan cırt-cırt artık her alanda kullanılabiliyor.

2 comments

    1. Yorumunuz için teşekkür ederiz. Yazının yararlı olması bizi çok mutlu etti.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.