Çince Öğrenmek İngilizce ve Türkçe’den Ne Kadar Farklı?

Posted by

Aslında ne Çince İngilizce’den zor, ne de İngilizce Çince’den. İki dilin genel olarak birbirinden akla kara kadar farklı olduğu doğru; ama bu farklar zorluk anlamına gelmiyor. Dil öğrenmenin mantığı bütün diller için aynı. Bir dili öğrenmeyi öğrenen kişiler bütün dilleri kolaylıkla öğrenebilirler.Çince ile İngilizce arasındaki farklardan bazıları:

Dilbilgisi

İngilizce’nin dilbilgisi kuralları hemen hemen herkes tarafından biliniyor. Çince ise birçok kişiye oranla tam bir kapalı kutu. Birçok kişinin Çince bilgisi Çince’nin “çan, çin, çon” seslerinden oluştuğundan ibaret.

Türkçe, İngilizce ve Çince dilleri arasında dilbilgisinin zorluk derecesi üzerine bir sıralama yapmak gerekirse benim sıralamam zordan kolaya Türkçe, İngilizce ve Çince olur. Yani, eklemeli bir dil olan Türkçe’nin dilbilgisi kuralları İngilizce’ye oranla daha karmaşıkken, İngilizce Çince’ye oranla kat be kat zor dilbilgisi kuralları içeren bir dil.

Türkçe’de “Ben dün parka gittim” cümlesinden yola çıkarak bir örnek verelim. Herkesin bildiği gibi, Türkçe’de ekler çok yaygın olarak kullanılır. “Ben dün parka gittim” cümlesindeki park sözcüğünde -e yönelme durumu eki vardır. git fiilinin sonunda ise görünen geçmiş zaman eki olan -di benzeşerek -ti şeklinde yazılır ve bu ekin ardından da birinci tekil kişi eki olan -m getirilir.

Bu cümleyi İngilizce söylemeye çalışsaydık “I went to the park yesterday”, yani “Ben git park dün” derdik. Geçmiş zamanı belirtmek için de “go” fiilinin geçmiş zaman formu olan “went”i kullanırdık.

Aynı cümlenin Çince’deki karşılığı ise “Ben dün git park” şeklindedir. Ama Çince’de zamana göre fillerin yapısında hiçbir değişiklik olmaz ve kelimelerden sonra kolay kolay ek kullanılmaz. Sadece kelimeyi değiştirerek zaman ve kişi değiştirilir. “Sen dün git park”, veya ” O şimdi git park”, “Biz yarın git park” gibi.

Çince kelimeleri bilen kişiler çok kısa bir süre içinde Çince konuşabilecek hale gelebilirler.

Harfler ve Karakterler

İngilizce, herkesin bildiği gibi 26 harfli bir alfabeden oluşur.  Tıpkı Türkçe’de olduğu gibi, İngilizce’de de harflerin yanyana getirilmesiyle kelimeler oluşturulur ve cümle içindeki kelimeler boşluklarla birbirinden ayrılır.

Çince’de herhangi bir alfabe bulunmaz. Alfabedeki harfler yerine Çince’de her biri farklı anlama gelen binlerce farklı şekil vardır. Karakter olarak da bilinen bu şekiller nedeniyle birçok kişi Çince’yi hiç öğrenilmeyecek bir dil olarak görür. Bu karakterlerin öğrenilmesi Çinliler için dahi çok uzun sürer. Belki de Çince’nin en zor yanı karakterlerin yazımı ve okunması. Bu karakterlerin eğlenceli kısmı öğrendikçe ve sokakta yürürken tabelaları okumaya başladıkça insana ayrı bir mutluluk vermesi.

Çince karakterler soldan sağa doğru yazılır. Büyük-küçük harf gibi kavramların bulunmadığı Çince’de kelimeler arasında herhangi bir boşluk bulunmaz. Bu nedenle cümlelerin içindeki özel isimleri ayırt etmek ilk başlarda biraz zaman alabilir.

Çince karakterleri, özellikle az kullanılanları elle yazmak Çinliler için bile zaman zaman zor olabiliyor. Çince için geliştirilen ve adına pinyin denilen yazma yöntemi sayesinde karakterleri özellikle bilgisayarda yazmak çok kolaylaşmış durumda. Pinyin, Çince karakterlerin latin harfler kullanarak yazılması anlamına geliyor. Buna göre Çince yazmak isteyen kişiler karakterlerin latin harfleri ile yazılmış halini tuşluyor ardından da yazmak istedikleri karakteri aynı latin harfleri kullanılarak yazılan karakterler arasından seçiyor. Çinliler bile birbirleriyle mesajlaşırken bu yöntemi kullanıyorlar.(bkz.Çince Öğrenmek İsteyenler Öncelikle Neyi Bilmeliler?)

Kelime Sayısı

Türkçe, aynı şekilde yazılan; ama farklı anlama gelen eşsesli kelimelerin çok olduğu bir dil. Bu nedenle Türkçe’de günlük hayatta kullanılan kelime sayısı hem İngilizce’ye hem de Çince’ye oranla daha az. İngilizce ile Çince’yi karşılaştırdığımızda ise İngilizce’de günlük hayatta Çince’ye oranla daha az kelime kullanıldığını söyleyebiliriz.

Birçok kişi günlük hayatta kullanılan kelime sayısının kitap okuma oranı ile ilgili olduğunu söyler. Kitap okumanın kelime hazinesini genişlettiği bir gerçek; ama Çinliler, çok kitap okuduklarından dolayı değil, Çince’nin yapısından ötürü çok fazla kelime kullanırlar.

Çince’de kelime sayısı çok fazla olsa da kelimelerin mantığını öğrenmek diğer dillere oranla daha kolay. Çünkü genelde kelimeler anlamlı iki veya üç karakterin bir araya getirilmesiyle oluşturulur. Karakterlerin ne anlama geldiği biliyor olmak kelimeleri anlamaya yeterli olur.

Örnek olarak “restoran” kelimesi. İngilizce’de restaurant olarak bilinen kelimenin Çince’deki karşılığı yemek+yer şeklindedir. Yani yemek yenilen yer. “Kahvaltı” kelimesi ise Çince’de “sabah+yemek”, yani sabah yemeği anlamındadır. Aylardan bahsederken de Ocak, Şubat gibi özel kelimeler yerine Çince’de Birinci ay, ikinci ay gibi tanımlamalar yapılır. Bunlar gibi örnekler Çince’de o kadar çok ki.

Sonuç olarak Çince’nin İngilizce ve Türkçe’den farklı bir dil olduğu doğru. Ama bu farklar Çince’yi zor bir dil yapmıyor. Çince’yi farklı bir dil olarak kabul edip, farklılıkları sorgulamadan öğrenmeye çalışanlar görecekler ki Çince öyle korkulacak bir dil değil.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.